Ülkemizde gün geçtikçe trafiğe çıkan motorlu kara taşıtlarının sayısı çoğalmakta ve buna bağlı olarak meydana gelen trafik kazalarında artış olması kaçınılmaz hale gelmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre sadece 2024 yılında toplam 1.444.026 adet ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından açıklanan Bursa trafik kaza sayısı; 2025 yılı Kasım ayında sadece maddi hasarlı trafik kaza sayısı 1.600 iken 2025 yılı toplam maddi hasarlı trafik kaza sayısı ise 17.678’dir. Bursa trafik kaza sayısı istatistik verileri sıralamasında ülke genelinde 4. sırada yer almaktadır.
Bursa ilinde faaliyet gösteren Balyoz Hukuk ve Danışmalık olarak ekibimiz tazminat hukuku alanında uzmanlığı ele almakta, toplumda tazminat avukatı olarak nitelendirilen ekip ile müvekkillerimizin hak kaybına uğramadan zararlarını tazmin etmesi için süreç titizlikle yürütülmektedir. Bu yazımızda ise sadece maddi hasarlı trafik kazaları üzerine bilgilendirme yapılacak olup detaylı sorularınız için iletişime geçebilirsiniz.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan tanıma göre; trafik kazası, karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve/veya zararla sonuçlanmış olan olaydır. Maddi hasarlı trafik kazaları ise ölüm ve yaralanmanın olmadığı sadece maddi hasarın meydana geldiği kazalardır.
Meydana gelen kaza nedeni ile zarar gören zararının giderilmesi için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 Haksız Fiil ve devam maddeleri gereği tazminat davası açma hakkına sahiptir. Temelinde haksız fiile dayanan işbu davada hukuka aykırılık, nedensellik bağı, zarar ve kusur şartları irdelenmektedir.
Trafik kazası tazminatı, kusur ve zarar oranlarına göre hesaplanmakta ve sorumlulardan yine bu oranlarda tahsil edilmektedir. Bu nedenle davanın en önemli delillerinden olan kaza tespit tutanağının dikkatli bir şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.
Ölümlü trafik kazaları, yaralanmalı trafik kazaları ve maddi hasarlı trafik kazaları neticelerinde farklı trafik kazası tazminatları talep edilebilmektedir. Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları hakkında detaylar için diğer yazılarımıza göz atabilirsiniz.
Ölüm ve yaralanmanın olmadığı, sadece maddi hasarlı trafik kazalarında; hasar bedeli (araç tamir masrafı), değer kaybı bedeli, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybı alacak kalemleri sorumlulardan talep edilebilmektedir. Ek olarak poliçe kapsamında var ise kaza nedeni ile zarar görene ait malvarlığı da zarara uğradı ise bu alacak kalemi de talep edilebilmektedir.
Hasar bedeli; kaza sonucu araçta meydana gelen zararın onarımı için yapılan masraflardır. Araç parça ücreti, işçilik ücreti, boya ücreti, çekici ücreti vs.
Değer kaybı bedeli; aracın kaza öncesi haliyle ikinci el piyasasındaki sürüm bedeli ile aracın kaza sonrası onarılmış haliyle ikinci el piyasasındaki sürüm bedeli arasındaki farktır.
Araç mahrumiyet bedeli; kaza sonucu aracın kullanılamamasına bağlı olarak uğranılan zarardır.
Kazanç kaybı; araç üzerinden ticari kazanç elde ediliyor ise kaza sebebiyle elde edilemeyen kazanç bedelidir.
Trafik kazası tazminatı ölümlü, yaralanmalı ve sadece maddi hasarlı trafik kazalarına göre farklı veriler ele alınarak hesaplama yapılmaktadır. Ölümlü trafik kazaları ve yaralanmalı trafik kazalarında tazminat hesabı için diğer yazılarımızı inceleyebilir veya Bursa’da tazminat hukuku alanında geniş çalışmaları olan ekibimiz ile iletişime geçebilirsiniz.
Araç tamir masrafı, değer kaybı, araç mahrumiyet bedeli ve kazanç kaybı hesaplanırken, bilirkişiler tarafından aracın ikinci el piyasa durumu, kilometresi, hasar oranı, değişen parça sayısı, işçilik masrafları gibi birçok veri incelenerek hesaplama yapılır. Zarar görenin kaza sürecinde yapılan her masrafı faturalandırılması büyük önem taşımaktadır. Zira dava sürecinde ispat hukuku açısından fatura önem arz eder.
Her dava dosyasının kendi içerisinde değerlendirilmesi gerekiyorsa da genellikle dava süresi 8-12 ay sürebilmektedir. Dava sürecinde bilirkişi incelemeleri, raporlara itiraz, mahkemece kurumlardan evrak toplanılması gibi durumlarda dava süreci uzayabilmektedir.
Mahkemelerde dava açmadan Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuru yapılabilmektedir. Bu süreç, dava sürecine göre daha kısa olabilir. Ancak izlenecek her türlü hak arama yolunda alanında uzman Bursa tazminat hukuku avukatlarından hukuki destek alınması tavsiye edilir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.109 gereğince; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
Kaza tespit tutanağı geçerlilik süresi de dava zamanaşımı süresi ile orantılı olarak 2 yıldır.
Yetki bakımından tazminat davası; davanın açıldığı tarihte davalı gerçek kişi yerleşim yeri mahkemelerinde, sigortacının şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinde veya kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde de açılabilir. Örneğin; Bursa’da meydana gelen bir kazada Bursa Mahkemeleri yetkili olacaktır.
Görev bakımından tazminat davası; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.2 gereğince kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4-5 gereğince sigorta şirketi aleyhine açılacak tazminat davasında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.
Dava açmadan önce yasa gereğince arabuluculuğa başvuru dava şartı haline getirilmiştir.
Tazminat davası; meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında kusursuz veya kusur oranı diğerine göre daha düşük olan zarar gören araç maliki tarafından aşağıda belirtilen kişi veya kurumlara karşı açılabilir.
Araç mahrumiyet bedeli; trafik kazasına karışan kusursuz veya diğerine oranla daha az kusurlu olan tarafa ait aracın, uğramış olduğu hasar nedeni ile tamir süresince veya pert olan araçlarda emsalinin satın alınması için gereken süre içerisinde kullanılamamasından doğan zarar miktarıdır.
Araç mahrumiyet bedelinin talep edilebilmesi için; talep edenin kusursuz veya diğerine oranla daha az kusurlu olması, kaza nedeniyle aracın onarımının şart olması ve araç tamir süresinin makul süre olması gerekir. Pert olan araçlarda araç mahrumiyeti zararı aynı nitelikte emsal yeni bir aracın satın alınması için gerekli süreye göre belirlenmelidir.
Araç mahrumiyet bedeli hesaplanırken bilirkişiler tarafından belli veriler elde edilerek hesaplama yapılır. Zarar gören araç emsalinin günlük kiralama bedeli, zarar gören aracın onarım süresi çarpımı sonucu bize araç mahrumiyet bedelini verir. Ancak zorunlu olan masrafların yapılmaması dolayısıyla elde edilen tasarrufun kazançtan düşülmesi gerekir.
Örneğin; Bursa’da meydana gelen trafik kazasında emsallerinin günlük kiralama bedeli 2500 TL olan aracın 12 günlük onarım süresi neticesinde zarar görenin talep edebileceği araç mahrumiyet bedeli 2.500 x 12 = 30.000 TL’dir. Zorunlu masraf olan 12 günlük yakıt parası 30.000 TL’den düşürülür.
Dava sürecinde ikame araç kiralamasına ilişkin fatura ibraz etmesi şart değildir.
Araç mahrumiyet bedeli, kusurlu araç sürücüsü, kusurlu araç işleteni veya malikinden müteselsil sorumluluk kapsamında talep edilebilir.
“Sigorta şirketi araç mahrumiyet bedeli öder mi?” Sorusuna aşağıda detaylı olarak cevap verilecektir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2020/1733 E., 2021/1009 K. “… pert olan araçlarda araç mahrumiyeti zararı aynı nitelikte emsal yeni bir aracın satın alınması için gerekli süreye göre belirlenmelidir… makul süre yanlış yorumlanarak eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir….”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/3389 E., 2024/5207 K. “… ikame araç bedeli gerçek zarar olmayıp poliçe şartları gereğince davalı zorunlu trafik sigorta şirketinin ikame araç bedelinden sorumlu olmadığı da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi doğru görülmemiştir…”
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26777 E., 2022/11236 K. “…davacı tarafından araç kiraladığına dair belge veya ödeme belgeleri sunulmasa da hakim zararı belirleyebilir. Bu durumda mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre makul tamir süresinin belirlenmesi, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan ve bu süre içinde davacının (ikame araç) ödemesi gereken bedelin ne olacağı konularında alınan bilirkişi raporuna göre davacının araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken…”
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/5557 E. , 2019/11010 K. “… “davalı … şirketi tarafından düzenlenen … poliçesinin teminatı kapsamında yer almayan araç mahrumiyet bedelinden davalı … şirketinin sorumlu tutulmasının hatalı olduğu…”
Araç değer kaybı; kazada zarar gören aracın, kaza öncesindeki halinin sürüm değeri ile kaza sonrası onarılmış halinin sürüm değeri arasındaki farktır. Yani aracın ikinci el piyasasındaki kaza öncesi ve sonrası onarılmış değerleri arasındaki farktır.
Araç tamamen veya orjinal parçaları ile onarılması araç değer kaybı tazminatına engel olmaz. Zira araçta değişen parça sayısı gibi unsurların aracın satış fiyatında etkili olacaktır.
Trafik kazasının meydana gelmesinden sonra araç değer kaybının talep edilebilmesi için zarar görenin kusursuz veya diğer tarafa oranla daha az kusurlu olması ve aracın tamamen kullanılamaz hale gelmemesi gerekir.
Karayolları Trafik Kanuna göre; zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.
Kazada kusurlu olan tarafın sigorta şirketine başvuru yapmadan önce zarar görenin dikkat etmesi gereken hususlar vardır. Zarar gören taraf, kaza halinde araçların durumunu fotoğraflamalı, kaza tespit tutanağı usulüne uygun bir şekilde düzenlenmeli, zarar gören araç onarılmalı, eksper raporu alınmalı, araç ruhsat ve poliçe bilgileri alınmalıdır. İlgili belgeler tamamlandıktan sonra sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapılır. Sigorta şirketine başvuru yapılması kanun gereği zorunludur. Sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmaması veya eksik ödeme yapılması durumunda dava açılmalıdır. Bu hususta Bursa tazminat avukatlarından destek alınması tavsiye edilmektedir.
Yargıtay’a göre; araç değer kaybı, aracının modeli, markası, kaza tarihindeki yaşı, kilometresi vs. gibi hususlar göz önünde bulundurularak kaza tarihi itibariyle serbest piyasadaki 2. el piyasa rayiç değeri (hasarsız haliyle) ile aracın hasarı onarıldıktan sonraki haline göre serbest piyasadaki 2. el piyasa değeri arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir.
Değer kaybı hesabında aracın piyasa değeri, hasar oranı ve yeri, değer kaybı katsayısı, aracın kilometresi, yaşı, markası ve modeli önemli verilerdir. Örneğin; “100.000 TL hasar kaydı aracın değerini ne kadar düşürür?” “50.000 TL hasar kaydı aracın değerini ne kadar düşürür?” Sorularına cevap verebilmek için sayılan tüm verilerin belirlenmesi gerekir. Bu veriler bilirkişiler tarafından tespit edilerek araçtaki değer kaybı belirlenir. Genel olarak değer kaybı aşağıdaki formül ile hesaplanmaktadır.
Değer Kaybı = Aracın Piyasa Değeri x Hasar Oranı x Değer Kaybı Katsayısı
Formüle göre; araç piyasa değeri 100.000 TL hasar kaydı veya 50.000 TL hasar kaydı aracın değer kaybını önemli ölçüde değiştirmektedir.
Kaza sonrasında zarar görenin kaza değer kaybını, kusurlu aracın sürücüsü ve kusurlu aracın maliki öder. Değer kaybından sayılan kişi ve kurumlar müteselsil ve müştereken sorumludur. Günümüzde “Kazada değer kaybını kim öder?” sorusunun cevabı zarar görende tedirginlik yaratmaktadır. Bu bakımdan Bursa tazminat avukatlarından ve tazminat hukuku alanında uzmanlaşmış ekibimizden destek alabilirsiniz.
“Sigorta şirketleri araç değer kaybını öder mi?” veya “Araç işleteni araç değer kaybını öder mi?” sorularına aşağıda detaylı bir şekilde cevap verilecektir.
Araç tamirat bedeli yani hasar bedeli; kaza sonucu araçta meydana gelen zararın onarımı için yapılan masraflardır. Araç parça ücreti, işçilik ücreti, boya ücreti, çekici ücreti, KDV, yüksek iskonto vs. masrafları kapsamaktadır. Araç tamir bedeli, kusurlu araç sürücüsü, kusurlu araç işleteni veya kusurlu araç maliki ve kusurlu aracın sigorta şirketinden müteselsil sorumluluk kapsamında talep edilebilir.
Sigorta şirketi, poliçe sınırı kapsamında trafik kazası sonrası araç tamir bedelini ödemek zorundadır. Uygulamada ise sigorta şirketleri gerçek zarar ilkesine aykırı hareket ederek ya gerçek zarar altında fiyat teklif etmekte ya da anlaşmalı olduğu yerlerde zarar gören aracı tamir ettirmektedir. Tam da bu nokta sigorta şirketleri, poliçe kapsamında trafik kazası sonrası araç tamir bedelini daha uygun hale getirmek için yan sanayi ürünler kullandırılarak onarım yaptırmaktadır. Balyoz Hukuk ve Danışmanlık olarak müvekkillerimizin zarar riskini en aza indirmek amacıyla süreci yakından takip ediyor ve müvekkillerimizin alacaklarını eksiksiz tahsil ediyoruz.
Sigorta şirketinin ve araç sahibinin trafik kazalarındaki sorumluluğu Karayolları Trafik Kanunu’nda düzenlenmiştir.
KTT m.85 – Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.
Motorlu araç ölüme veya yaralanmaya sebebiyet vermiş ise, kazaya karışan aracın başkalarına devir ve temliki veya üzerinde bir hak tesisini önlemek amacıyla olaya el koyan Cumhuriyet Savcılıklarınca, aracın tescilli olduğu tescil kuruluşuna trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi için talimat verilir. Kaza anı ile Cumhuriyet Savcılığınca trafik kaydı üzerine şerh düşülmesi arasında geçen süreler içinde kötü niyetle yapılan araç tescilleri hükümsüz sayılır. Şerhin konulduğu tarihten itibaren bir ay içerisinde, şerhin kaldırıldığına veya devamına ilişkin mahkeme kararı ibraz edilmediği takdirde bu şerh hükümsüz sayılır.
İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir.
İşleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibi, hakimin takdirine göre kendi aracının katıldığı bir kazadan sonra yapılan yardım çalışmalarından dolayı yardım edenin maruz kaldığı zarardan da sorumlu tutulabilir. Ancak, bu durumda işletici teşebbüs sahibinin sorumlu kılınabilmesi için kazadan kendisinin sorumlu olması veya yardımın doğrudan doğruya kendisine veya araçta bulunanlara yahut kazaya taraf olan üçüncü kişilere yapılması gerekir.
İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
KKT m.86 – İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir.
KKT m.89- Birden çok motorlu aracın katıldığı bir kazada işletenlerden biri bedensel bir zarara uğrarsa, özel durumlar ve özellikle işletme tehlikeleri başka türlü paylaştırmayı haklı göstermedikçe, kazaya katılan araçların işletenleri ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kendilerine düşen kusur oranında, zararı gidermekle yükümlüdürler.
İşletenlerden ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahiplerinden birine ait bir şeyin zarara uğraması halinde, zarar gören, ancak zarar veren işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kimsenin kusuru veya geçici olarak temyiz gücünü kaybetmesi veya zarar verene ait araçtaki bir bozukluk yüzünden zararın vuku bulduğunu ispat etmesi halinde zarar veren işleten veya işleticinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi tazminatla yükümlü tutulur.
Tazminatla yükümlü olan işletenler veya işleticinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri zarar gören işletene veya işleticinin bağlı olduğu teşebbüs sahibine karşı müteselsilen sorumludurlar.
Karayolları Trafik Kanunu’na göre; Trafik kazasından kaynaklanan tazminat davalarında, zarar veren taraf, kusuru oranında, gerçek zarardan sorumlu olur. Zarar verenin aracını Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile zarar görenin gerçek zararından sorumludur. Sigorta şirketi, kusurlu aracın vermiş olduğu zararlardan kusur oranında ve poliçe limiti ile sorumludur.
Sigorta şirketleri, her türlü zararı karşılamamaktadır. Kanun, zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan halleri saymıştır. Sigorta şirketleri poliçe limiti ve kapsamı ile sınırlı olarak gerçek zararlardan sorumludur. Araç değer kaybı, araç hasar bedeli (tamir masrafı), çekici masrafı, KDV, kamuya ait mallarda meydana gelen zararlar örnek verilebilir. Bunun yanı sıra manevi tazminat, sigortalı araçta meydana gelen zararlar, motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, zarar görenin kendi kusuruna denk gelen zararlar, gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlar sigorta şirketinin sorumluluğu dışında kalmaktadır.
Karayolları Trafik Kanunu m.92 gereğince; araç mahrumiyet bedeli zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında tutulmuştur. Bu çerçevede sigorta şirketinden talep edilemeyecek kalemler arasında sayılabilir.
Kasko sigortası bakımından; taraflar arasındaki sözleşmeye dayandığından sözleşme ile ikame araç teminatı kararlaştırılmış ise poliçedeki sınırlamalar kapsamında kaza yapan araç sahibi kusurlu olsa dahi belirli bir süre için ikame araç bedelini talep edebilecektir.
Sigorta şirketlerinin poliçe limit Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir. 2025 sigorta poliçe limiti araç başına 300.000 TL, kaza başına ise 600.000 TL olarak belirlenmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçe limitinin aşıldığı durumlarda ise kalan bakiye kısımdan kusurlu araç sürücüsü veya maliki ile varsa İhtiyari Mali Mesuliyet Sigorta (Kasko Sigortası) sağlayıcısı şartların sağlanması halinde sorumlu olacaktır.
Zorunlu trafik sigortası ile kasko sigortası arasında sıralı sorumluluk söz konusudur. Yani önce zorunlu trafik sigorta şirketine başvurulmalı, poliçe limiti tüketildiği takdirde de kasko sigorta şirketine başvurulmalıdır.
Yargıtay 4. HD. 2022/7084 E. 2022/12692 K. “…Şu durumda, gerek ceza dosyası kapsamında gerekse eldeki dava dosyası kapsamında elde edilen deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının davalıya sigortalı aracın sürücüsü olduğu, yolcu olduğu yönündeki iddiaların yerinde olmadığı, davaya konu tek taraflı trafik kazasında davacının tam kusurlu olduğu ve davacının idaresindeki aracın sigortacısı olan davalı sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkı bulunmadığı gözetilmeden, zararın teminat kapsamında olduğu kabulüne dayanan İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulması gerekmiştir….”
Y a r g ı t a y 4 . HD. 2022/8323 E. 2024/4049 K. “Eldeki davada, davalı AAAAA Sigorta A.Ş., karşı aracın hem zorunlu mali sorumluluk sigortacısı hem de ihtiyari mali sorumluluk (İMSS) sigortacısı olup, dava hasar bedeli yönünden ihtiyari mali sorumluluk poliçesi sorumluluğu yönünden de açılmıştır. Olay tarihi itibariyle davalının ZMSS limitini aşan kısımdan İMSS poliçe limiti dahilinde sınırlı olarak sorumlu olacağı açıktır.
Yargıtay 4. HD. 2021/3760 E. 2021/8804 K. “…Açıklanan nedenlerle; yasal imkandan yararlanılarak ÖTV bedeli ödenmeden edinilip kasko ettirilen aracın tam zayi olması nedeniyle, davacının edinimi sırasında ödemediği ve yeni araç edinirken de ödemeyeceği ÖTV bedeli dahil olacak şekilde tazminata karar verilmesinin, sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı dikkate alınmak suretiyle, kaskolu aracın niteliklerine göre davaya konu edilen kaza ile gerçekleşen zararın belirlendiği tarihte geçerli olan ÖTV tutarı düşülerek belirlenecek araç rayiç bedelinin (gerekli görüldüğü takdirde bilirkişi raporu alınması) hüküm altına alınması gereğini gözetmeyen İHH kararının bozulması gerekmiştir.”
Yargıtay 4. HD. 2022/9058 E. 2024/3890 K. “…Yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, davalı tarafından zararın tamamının karşılanmadığının anlaşılmasına, işçilik ve yedek parça ücretlerinden iskonto yapılmasının mümkün olmamasına, hükme esas alınan raporun aynı olay nedeniyle ve tarafları aynı olan dosyada alınması nedeniyle hükme esas alınmasında isabetsizlik olmamasına, davalının KDV’den sorumlu olması ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir….”
Trafik kazalarında kusurlu araç sürücüsü her zaman araç sahibi olmayabilir. Araç sizin adınıza sicilde tescilli ancak aracı başkası kullanıyor olabilir. Bu hallerde Karayolları Trafik Kanunu’na göre; işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
Araç sahibi, zarar görenin araç değer kaybı, hasar bedeli, araç mahrumiyet bedeli, araç ikame bedelinden sorumludur. Maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle tazminat davasında araç sahibi ve sigorta şirketi müteselsil ve müşterek sorumludur.
Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/7098 E. , 2016/11910 K. “… Dava konusu trafik kazasında; % 100 oranında kusurlu olan davalı …’nın sürücü ve işleten olduğu anlaşılmakla zarardan sorumlu tutulması isabetli…”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/21314 E. , 2018/8721 K. “… Somut olayda; hasara uğrayan aracın ….. arasında düzenlenen 27.08.2007 tarihli protokolle fiilen davalı … nezdinde kullanıldığı bu nedenle davalı …’nin aracın işleteni sıfatını haiz olduğu açıktır. Bu itibarla; davalı … Başkanlığı’nın işleten sıfatı nedeniyle tek taraflı trafik kazasında uğranılan maddi hasardan sorumlu olduğu gözetilerek, aleyhindeki davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir…”
Özetlemek gerekirse; maddi hasarlı trafik kazaları nedeniyle tazminat davalarında araç mahrumiyet bedeli, araç değer kaybı, hasar bedeli gibi maddi zararlar, diğerine oranla daha az kusurlu veya kusursuz tarafın, diğer taraftan talep ettiği davalardır. Diğer taraf, sigorta şirketi, kusurlu araç sürücüsü, kusurlu araç işleteni veya malikidir. Burada diğer tarafın alacak türlerine bağlı olarak değişkenlik göstereceği unutulmamalıdır.
Zarar gören kaza sonrasında, kusurlu tarafın sigorta şirketine ait bilgiler, kimlik bilgileri, olay anına ilişkin fotoğraflar, kaza tespit tutanağı gibi ilgili belgeler düzenlemeli ve dosya haline getirilmelidir. Daha sonra ise ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapmalıdır. Sigorta şirketi başvuru tarihinden itibaren 15 gün içinde cevap vermesi gerekir. Sigorta şirketi, zarar görenin zararını tam veya hiç karşılayamaz ise dava açmalıdır.
Uygulamada birçok vatandaş kazanın vermiş olduğu heyecan, korku ve panik nedeni ile süreci usulüne uygun yönetememektedir. Kaza sonrasında birçok kişi ne yapacağını bilmemektedir. Trafik kazası tazminat nedir? Davayı kime veya kimlere karşı açmalıyız? Sigorta şirketleri hangi zararı karşılar? 100.000 TL hasar kaydı aracın değerini ne kadar düşürür? 50.000 TL hasar kaydı aracın değerini ne kadar düşürür? Sorularına yanıt aramaktadır.
Tazminat hukuku bakımından uzmanlığı ele alan ekibimiz süreci usulüne uygun ve titizlikle yürütmektedir. Balyoz Hukuk & Danışmanlık olarak yıllar içerisinde edindiğimiz tecrübe ve uzmanlığımız ile müvekkillerimizi kaybına uğrama riskine karşı korumakta ve alacaklarını eksiksiz bir şekilde tahsil etme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Tazminat hukuku ile ilgili soru veya sorunlarınız için bizimle iletişime geçebilirsiniz.